HATIRLADIĞIMIZ ANILAR GERÇEK Mİ?

Geçmişte yaşadığımız her anıyı bire bir hatırlıyor muyuz? Tamamen doğru hatırladığımızı sandığımız anılar aslında nasıl sadece ve sadece beynimizin bize oyunu? Bellek sistemimiz neden bu kadar güvenilmez ve hataya açık? Beyinde anılar nerede toplanır? Bir şeyleri hafızamızda daha iyi tutabilmek için neler yapabiliriz?

Yaşadığınız bir olayı sonradan hatırlamaya çalıştığınız zamanları düşünün. Belki de bir arkadaş ortamında bir anınızı anlatacaksınız. Günü ve zamanı hatırlıyorsunuz hatta belki o günün hava durumunu bile ama sanki diğer detayları bir türlü hatırlamıyorsunuz. Hepimizin günlük hayatta belki de sık sık karşılaştığı bir durum. Sonra düşünüp o detayları hatırlamaya çalışırız ve hatırladığımızı sandığımız şeyleri anlatmaya devam ederiz. Peki o anlattıklarımızın tamamı gerçekten doğru mu?

 

70 yaşındaki birinin hatırladığı anılarla ilgili bir test yapıldığında yakın geçmişteki yaşadıklarını büyük bir oranda hatırladığını ancak önceki yaşlara, çocukluğuna inildiğinde bu oranın azaldığı gözlemlenmiştir. Ancak bu oran 20’li yaşlara geldiğinde yine bir miktar artış görülmüştür. Peki bu artışın sebebi nedir?

Bir anıyı hatırlama oranımız bir yıl içinde aslında %50 oranında değişir. Zaman içinde kaybolan bu anılarımızın detaylarını beynimiz daha önceden var olan olgularla, ön yargılarımızla ya da inançlarımızla doldurur.

Tipik olarak duygusal hatıraları merkezi bir açıdan hatırlarız. Dikkatimiz o deneyimin merkezine yoğunlaşır ve çevredeki bazı detayları unutabiliriz.

Sahte anı, geçmişte yaşanılan bir olayı gelecekte farklı hatırlamak, canlandırmak; anıyı başkalaştırmakta denilebilir. Peki bu nasıl gerçekleşiyor? Ünlü psikolog Elizabeth Loftus, hafızamızın yapılandırıcı ve yeniden kurgulayıcı olduğunu söyler. Deneyimlerimizle ilgili hatırlamadığımız boşlukları-yani detayları- doldurabilmek için anlamsal bellek veya olgular  ya da ön yargılarımız ve inançlarımız gibi var olan bilgilerimizi kullanırız.

Biz bunu ne kadar istemesek de hafızamız aldığı bilgileri yeniden kurgulayıp anıyı değiştirebilir. Bu nedenle hatıralarımıza %100 güvenemeyiz.

“Sahte anılarla gerçek anılar arasındaki fark, mücevherler ile aynıdır: Sahte olanlar her zaman daha gerçek, daha parlak gözükür.”

Yaşanılan bir olayı başkalarının anlatımıyla farkında olmadan hafıza deforme etme ile değiştirmiş oluyoruz.

Sahte anıların oluşmasına sebep olan ve en bilinen etkenlerden biri de ‘’Mandela Etkisi’’ dir.

Mandela Etkisi: Mandela Etkisi olarak bilinen bir psikolojik/sosyolojik olgudan ötürü çok sayıda insan, tamamen hatalı bir anıya sahip olabilir. Örneğin Türkiye’deki birçok kişi, Türkçeden şapkalı harflerin çıkarıldığına inanmaktadır, hatta bunun “kesin bilgi” olduğuna “yemin edebilecek” kadar inanan insanlar bile bulabilirsiniz; halbuki böyle bir şey asla yaşanmamıştır.

Deneyimlerimizin Beyinde Kaydolduğu Yerler

Deneyimi yaşadığımız yerdeki işitme ile ilgili olan kısımlar beynin işitme korteksinde, hissettiğimiz-dokunduğumuz kısımlar beynin post bölümünde, o anı yaşarken gördüğümüz belki tanıdık bir yüz beynin fusiform gyrus bölümünde kaydolur. Özellikle o deneyimi yaşarken hissettiğimiz duygular da beynin amigdala bölümünde kaydolur. Duygular bir anıyı hatırlamada en çok yarar sağlayan şeydir. Eğer bir dizi yüz görürseniz en duygusal olanları en iyi hatırlayacaksınız.

Duygusal bir deneyim yaşadığımızda amigdalamız yani beyinde hipokampüsün hemen yanında yer alan duygusal merkez aslında hipokampüsün hareketlenmesini sağlar ve daha detaylı ve güçlü hafıza oluşturmamıza yol açar.

70’li yaşlardaki bir insanın 20’li yaşlarını daha çok hatırlamasının sebebi de aslında budur. Çoğumuz o yaşlarda hayatımızın gidişatını değiştiren en önemli deneyimleri yaşarız. Tüm bunlar yaşanırken hissettiğimiz yoğun duygulardan dolayı da o yaşlardaki deneyimlerimizi ileriki yaşlarda daha rahat hatırlayacağız.

YAZARLAR

Tuana DURSUN

Semanur TAŞKIRAN